Keşfedin: İspanya'nın Tarihi ve Modern Mimari Güzellikleri

İspanya Sevilla ve Huelva

El Rompido’ya varmadan öncesi var tabii ki. Türkiye’den ilk olarak Sevilla’ya uçtuk. Buradan araç kiralayarak (Toyota Verso) El Rompido’ya geçtik. Sevilla’yı da bol bol gezme fırsatı yakaladık. Proje haftasında Huelva’da bulunan üniversiteyi de ziyaret ettik.

İspanya hikâyemiz El Rompido’dan önce başlıyor

Bir geziyi anlatırken insanın aklına önce konakladığı yer geliyor. Bizim İspanya yolculuğumuzda bu yer El Rompido’ydu; fakat hikâyeyi doğrudan oradan başlatırsak Endülüs’e açılan ilk kapıyı atlamış oluruz. Türkiye’den önce Sevilla’ya uçtuk. Sonrasında kiraladığımız Toyota Verso ile El Rompido’ya geçtik. Proje haftası boyunca Huelva’daki üniversiteyi ziyaret etme ve Sevilla’yı bol bol keşfetme fırsatı da bulduk. Böylece seyahatimiz, bir proje buluşmasının yanına şehir sokaklarını ve kıyıdaki durağımızı ekleyen çok duraklı bir hatıraya dönüştü.

Bu sayfadaki fotoğraflar Mayıs 2017 yolculuğumuzun Sevilla ve Huelva tarafını bir araya getiriyor. Albümü açınca yalnızca binaları görmüyorum; yeni bir ülkenin ritmini anlamaya çalışan gezgin hâlimizi de hatırlıyorum. Öğretmenlik alışkanlığı da peşimizi bırakmıyor tabii: Bir cephenin önünde durunca fotoğraf çekmenin yanında, o yapının şehrin hayatında nasıl bir yer tuttuğunu da merak ediyoruz.

Türkiye’den Sevilla’ya, Toyota Verso ile El Rompido’ya

Yolculuğumuzun ilk ayağı uçaktı, ikinci ayağı ise karayolu. Sevilla’ya ulaştıktan sonra araç kiraladık; bu gezide yol arkadaşımız bir Toyota Verso oldu. Uçuşla başlayan seyahatin otomobille devam etmesi bize kendi rotamızı kurma imkânı verdi. El Rompido’ya geçişi de bu araçla yaptık. Fotoğrafların arkasındaki ulaşım hikâyesi böyle: Türkiye, Sevilla ve ardından El Rompido.

Sevilla’yı yalnızca gelip geçtiğimiz bir ulaşım noktası olarak bırakmadık. Şehri bol bol gezebildik; proje haftasında Huelva da rotamızın önemli bir parçası oldu. Bu ayrıntı, albümü okurken önemli: Kareler tek bir kesintisiz yürüyüşün bütün duraklarını sırasıyla gösteren bir rota haritası değil, yolculuğun farklı zamanlarından kalan hatıralar. Bizim için otomobil şehirler arasındaki bağı kurarken, şehrin asıl hikâyesi yürümeye başladığımızda açılıyordu.

Sevilla’ya ilk bakış: Tek bir fotoğrafa sığmayan şehir

Sevilla denince zihinde hemen tarihî yapılar canlanıyor; oysa albümün ilk kareleri daha farklı mimari yüzleri de gösteriyor. Bir yanda modern çizgiler, diğer yanda renkli seramiklerle kendini belli eden cepheler var. Şehri sevmemizin nedenlerinden biri de bu çeşitlilik. Aynı şehirde dolaşıyoruz ama her köşe, görsel hafızamıza başka bir renk bırakıyor.

Üzerinde Guatemala adını gördüğümüz yapı, Sevilla’nın başka coğrafyalarla kurduğu bağın güzel bir örneği. Sevilla Belediyesi’nin tanıttığı Guatemala Pavyonu, 1929 İbero-Amerikan Sergisi’nin miraslarından biri. Fotoğraftaki seramikli cepheye bakarken bir şehir gezisinin bazen nasıl küçük bir kültür dersine dönüştüğünü düşünüyorsunuz. Öğretmenin teneffüsü bile coğrafyaya bağlanabiliyor!

San Telmo Sarayı: Cepheyi okumak için biraz yavaşlamak

Sevilla gezimizin fotoğraflarında San Telmo Sarayı geniş yer tutuyor. Uzun cephesi, sıcak renkleri, kapı çevresindeki ayrıntılar ve çatı çizgisindeki heykeller, tek bir kare çekip yürümeye devam etmeyi zorlaştıran cinsten. Buradaki anlatımız sarayın dış görünüşü ve çevresindeki keşfimiz üzerinden ilerliyor; fotoğrafların güzelliği de biraz bu dışarıdan bakma hâlinde saklı.

Bir yapıyı karşıdan görmekle onun boyunca yürümek aynı şey değil. Karşıdan bakınca bütünün düzeni ortaya çıkıyor; yaklaştıkça pencere, kapı ve süsleme ayrıntıları öne çıkıyor. San Telmo karelerinde hoşuma giden tam olarak bu. Albümde birbirine benzeyen açılar bile aslında bakışımızın nasıl değiştiğini gösteriyor: Önce binayı fark etmişiz, sonra ayrıntılarını toplamaya başlamışız.

Sonra mimarinin yanına kendimizi de iliştirmişiz. Gezi fotoğrafının küçük ama kıymetli tarafı bu: Yapı yerinde duruyor, biz yıllar içinde değişiyoruz. Bugün bu karelere bakınca yalnızca Sevilla’yı değil, 2017’deki heyecanımızı da görüyoruz. Kusursuz bir kartpostal olmaları gerekmiyor; o yolculuğun içinde olduğumuzu hatırlatmaları yetiyor.

Biraz gölge, biraz sokak: Sevilla’yı yürüyerek tanımak

Sarayların ve büyük cephelerin ardından albümün daha gündelik yüzü geliyor. Ağaç gölgeleri, yol kenarındaki yapılar ve yürüyüş sırasında çekilen portreler… Bir şehrin hatırası yalnızca en meşhur yapılarından oluşmuyor. Arada durduğumuz yerler, başımızı kaldırıp baktığımız cepheler ve fotoğraf için seçtiğimiz küçük köşeler de o hatıranın parçası.

Bu iki karedeki rahatlık, gezinin resmî programdan taşan tarafını iyi anlatıyor. Erasmus yolculuğu deyince ilk akla toplantılar ve kurum ziyaretleri gelebilir; fakat şehri tanımak da deneyimin önemli bir bölümü. Bir öğretmen olarak benim için sokakta gözlemlediğimiz gündelik hayat, sınıfta anlatacağımız kültür başlıklarına canlı örnekler ekliyor. Gezgin tarafım ise bütün bunların arasına bir fotoğraf daha sıkıştırmanın peşinde.

Sevilla’nın cephelerinde beyaz yüzeyler, sıcak renkli süslemeler ve kuleler yan yana geliyor. Burada aceleyle bir isim listesi tamamlamaktan çok, bu birlikteliği görmek hoşumuza gitti. Albümdeki bu kareler de öyle okunabilir: Bir sonraki büyük durağa giderken arada kalan binalar değil, şehrin karakterini tamamlayan ayrıntılar.

Yolun karşısından çekilmiş bir fotoğraf bazen mimariyi daha iyi anlatıyor. Kule, çevresindeki evler ve sokağın ölçeği birlikte göründüğünde yapı, katalogdan çıkıp gündelik hayatın içine yerleşiyor. Sevilla’da bol bol gezebilmiş olmamızın albüme yansıyan karşılığı bu çeşitlilik. Aynı günün ya da farklı gezinti anlarının kareleri arasında, şehrin tek bir yüzü olmadığını fark ediyoruz.

Macarena çevresi: Şehrin kapılarından gündelik hayatına

Sıradaki fotoğraflarda Macarena Kapısı’nın belirgin kemeri karşımıza çıkıyor. Böylesi yerlerde insanın gözü önce mimariye gidiyor; biraz bekleyince çevresindeki hareketi de fark ediyor. Yaya geçitleri, gelip geçen insanlar ve kapının arkasında devam eden şehir… Tarihî bir yapı burada hayatın dışına alınmış bir dekor değil, sokağın akışının bir parçası.

Bu karelerin gezi defterimizdeki karşılığı, Sevilla’yı yalnızca anıtsal yapılar üzerinden anlatmamak. Bir kapıyı fotoğraflarken çevresindeki sokakları da hatırlıyoruz. Nükteli bir gezgin notu düşeceksem şunu söylerim: Fotoğraf makinesinin hafızası büyük, ama insanın hafızası bazen küçücük bir sokak ayrıntısına tutunuyor. Eve dönünce akılda kalanlar her zaman rehberin kalın yazdığı başlıklar olmuyor.

Giralda ışıklandığında: Sevilla’nın geceye açılan yüzü

Gece fotoğraflarıyla birlikte albümün tonu değişiyor. Sevilla Katedrali’nin çan kulesi Giralda, aydınlatıldığında karanlık gökyüzüne karşı daha güçlü bir silüet kazanıyor. Gündüz ayrıntı arayan gözümüz, gece ışıkla gölge arasındaki ilişkiye takılıyor. Aynı şehir, aynı yolculuk; fakat bambaşka bir atmosfer.

Bu bölüm, Sevilla’yı bol bol gezdiğimiz sözünün fotoğraflı karşılığı gibi. Gündüz cephelerden topladığımız ayrıntılar, akşam yerini ışıklı meydan görüntülerine bırakıyor. Bu karelerde, dışarıdan seyrettiğimiz Sevilla gecesinin ışığını ve meydanın atmosferini görüyoruz. Bazen bir yapının önünde bulunmak, başımızı kaldırıp bakmak ve o anı kaydetmek de başlı başına güzel bir durak.

Proje haftasında Huelva: Şehirden üniversiteye

Yolculuğumuzun Huelva ayağı, Sevilla’daki keşfin devamına başka bir ölçek ekledi. Proje haftasında Huelva’da bulunan üniversiteyi ziyaret ettik. Öncesindeki şehir karelerinde de farklı cepheler ve meydan çevreleri görüyoruz. Aşağıdaki ilk fotoğrafta yer alan La Merced Katedrali, Huelva’nın mimari hafızasının parçalarından biri. Böylece seyahatin şehir gezisiyle eğitim tarafı aynı albümde buluşuyor.

Erasmus’un benim için en güzel taraflarından biri, bir ülkeyi tek bir pencereden görmemek. Sokakta gezerken merak ettiğimiz kültürün bir de eğitim kurumlarındaki karşılığı var. Huelva ziyaretini bu yüzden yalnızca programdaki bir satır olarak hatırlamıyorum. Şehirde gördüklerimizle üniversitedeki gözlemlerimizi yan yana koyabilmek, yolculuğu bir öğretmen için daha anlamlı hâle getiriyor.

Girişinde adını gördüğümüz Antonio Jacobo del Barco binası, Huelva Üniversitesi’nin eğitim yapılarından biri. Fotoğraflarda tabelalı girişin ardından geniş bir iç mekân ve geometrik tavan çizgileri geliyor. Bu görüntüler, ziyaretimizin mekânsal hafızası. Girişten iç mekâna uzanan bu kısa fotoğraf dizisi, üniversiteyi yalnızca bir tabela olarak değil, içinde vakit geçirilen bir eğitim ortamı olarak hatırlatıyor.

Kütüphane rafları arasında gezgin öğretmenin merakı

Üniversite ziyaretinin kütüphane kareleri benim için ayrı bir yerde duruyor. Kitap rafları, aydınlık alanlar ve çalışma düzeni, bir eğitimcinin gözünün doğal olarak takıldığı ayrıntılar. Sarayın cephesine bakarken mimariyi inceliyoruz; burada ise öğrenmenin gündelik mekânına bakıyoruz. İkisi de kültürü anlatıyor, yalnızca kullandıkları dil farklı.

Bir kütüphanede dolaşırken insan ister istemez kendi okulunu da düşünüyor. Öğrencilerin kitapla nasıl karşılaştığını, bir çalışma ortamının merakı nasıl destekleyebileceğini sorguluyor. Fotoğraflara bugün yeniden baktığımda, gezi hatırasının yanına bu öğretmen soruları da ekleniyor. Erasmus hatırasını değerli kılan da biraz bu: Yolculuk bitiyor, fakat karşılaştırma ve öğrenme isteği devam ediyor.

Sevilla, El Rompido ve Huelva: Aynı yolculuğun farklı sayfaları

Bu albümü tek cümleyle özetlemek gerekirse, Türkiye’den Sevilla’ya başlayan, Toyota Verso ile El Rompido’ya uzanan ve proje haftasında Huelva Üniversitesi ziyaretiyle zenginleşen bir İspanya yolculuğu derim. Sevilla’ya ayırabildiğimiz zaman sayesinde de bu rotanın şehir keşfi tarafı dolu dolu kaldı. Her fotoğrafın bir sonraki fotoğrafa bağlanması, yalnızca aynı ülkede çekilmiş olmalarından değil; aynı seyahatin farklı meraklarını taşımalarından.

Sevilla’nın gündüz cepheleri ve gece Giralda’sı, Huelva’nın sokakları ve üniversite kütüphanesi… Hepsi bir araya gelince ortaya geziyle mesleki merakın iç içe geçtiği bir defter çıkıyor. El Rompido ve Cartaya tarafındaki devamını da Huelva–Cartaya–El Rompido yol notlarımızda, diğer hatıraları ise Cartaya yazımızda bulabilirsiniz. Bizim için güzel bir yolculuk, varılan yer kadar arada biriken bu ayrıntılardan oluşuyor.

İlgili Makaleler

Edam’da Ailece Bir Gün: Peynir Pazarı, Pembe Bisiklet ve Masalsı Kanallar

Edam’da ailece kanal yürüyüşü, çiçekli pembe bisiklet ve tarihi peynir pazarı: EnGinizce Gezi’den samimi bir Hollanda yol hikâyesi ve video.

Viyana’nın Kültür Rotası: Müze Salonlarından Sokak Müziğine Bir Gün

Viyana’da müze salonlarından meydanlardaki sokak müziğine ailece kültür gezimiz. Gerçek fotoğraflar, video ve gezi notları.

Bir yanıt yazın

Göze Çarpan Makaleler

Edam’da Ailece Bir Gün: Peynir Pazarı, Pembe Bisiklet ve Masalsı Kanallar

Edam’da Ailece Bir Gün: Peynir Pazarı, Pembe Bisiklet ve Masalsı Kanallar

Hollanda’da Ailece Keşif: Lahey, Delft, Scheveningen ve Roermond

Hollanda’da Ailece Keşif: Lahey, Delft, Scheveningen ve Roermond

Viyana’nın Kültür Rotası: Müze Salonlarından Sokak Müziğine Bir Gün

Viyana’nın Kültür Rotası: Müze Salonlarından Sokak Müziğine Bir Gün

Viyana’yı Ailece Yürümek: Hofburg Avlularından Belvedere’de Son Akşama

Viyana’yı Ailece Yürümek: Hofburg Avlularından Belvedere’de Son Akşama

Viyana’da Ne Yedik? Dev Şnitzel Masasından Ferhat Döner Kuyruğuna

Viyana’da Ne Yedik? Dev Şnitzel Masasından Ferhat Döner Kuyruğuna

Öğretmen Bütçesiyle Viyana: Bir Elma Molasından Saray Meydanlarına

Öğretmen Bütçesiyle Viyana: Bir Elma Molasından Saray Meydanlarına

Zwolle’den Utrecht’e: Ailece Hollanda’nın Sakin Sokakları ve İki Katlı Kanalları

Zwolle’den Utrecht’e: Ailece Hollanda’nın Sakin Sokakları ve İki Katlı Kanalları

Prag’da Vltava’dan Kaleye: Karl Köprüsü ve Aziz Vitus Rotası

Prag’da Vltava’dan Kaleye: Karl Köprüsü ve Aziz Vitus Rotası

Prag’da Gündüzden Geceye: Ailece Sokak Sokak Şehir Keşfi

Prag’da Gündüzden Geceye: Ailece Sokak Sokak Şehir Keşfi