Selamlar gezginler! EnGinizce Gezi’ye ve blogumuza hoş geldiniz. Bu kez öğretmenler odasındaki sohbeti kompartımana taşıdık. Samet Hoca, Murat Hoca, Bayram Hoca ve bendeniz Engin; dört öğretmen arkadaş, İstanbul Halkalı’dan gece trenine binip komşu Bulgaristan’ın başkenti Sofya’ya doğru yola çıktık.
Halkalı Garı’ndaki ilk heyecandan kompartımandaki “zigon sehpa” muhabbetine, Aleksandr Nevski’nin altın kubbelerinden antika tezgâhlarına ve meşhur gül kremi alışverişine kadar bol sohbetli bir macera yaşadık. Kemerleri değil, tren kompartımanının perdelerini bağlayın; yolculuk başlıyor!
Gezi notu ve güncel bilgi: Bu yazı geçmiş Sofya yolculuğumuzu anlatıyor. Hikâyedeki leva fiyatları ve TL hesapları gezi sırasındaki notlarımızdır. Bulgaristan 1 Ocak 2026’da euroya geçti; bugün gidecekler bütçelerini euro üzerinden planlamalı. Güncel rehber bilgileri 10 Ekim 2026’da kontrol edildi.
1. Halkalı’dan Sofya’ya: “Ortaya bir zigon sehpa lazımdı!”
Maceramız Halkalı Garı’nda başladı. 21, 22, 23 ve 24 numaralı yerlerimize yerleştiğimizde dört yetişkinin valizleri, montları, terlikleri ve yastıkları bir anda küçük kompartımanı doldurdu. Ortam kısa sürede tam bir öğretmenler odasına dönüştü. Yalnızca çayların ve bisküvilerin konulacağı ortak bir masa eksikti.
İşte günün ilk büyük şakası da buradan çıktı: “Hocam, keşke evden bir zigon sehpa getirseydik; ortaya koyar, çayımızı bisküvimizi yerdik!” Yolculuğun hatırası bazen manzaradan önce böyle küçük bir cümleye yerleşiyor. Kompartımanın darlığını unutturan da o muhabbet oldu.
Bizim yolculuğumuzda gece saat 02.00 sularında Kapıkule’ye vardık. Gecenin bir yarısındaki pasaport işlemleri, vagonların raylardaki sesi ve sabah Balkan manzarasına uyanmak, bu seyahati sıradan bir şehir gezisinden ayırdı. Sınır kontrolleri nedeniyle gece uykusunun bölünebileceğini bilerek yola çıkmakta fayda var; bizim saatimizi sabit bir sefer saati gibi düşünmeyin.
Rezervasyonda küçük ama önemli ayrım: Sohbette “yataklı tren” diye anlattığımız bu deneyimi planlarken yataklı ve kuşetli seçeneklerini ayrı kontrol edin. Dört kişilik kuşet ile iki kişilik yataklı kompartıman aynı düzen değildir. BDZ’nin resmî hat sayfası vagon seçeneklerini, rezervasyonu ve güncel tarifeyi gösteriyor. Sefer saatleri dönemsel çalışmalarla değişebildiği için seyahat gününüzde yeniden bakın.
Yanımıza iyi ki almışız: Su, bisküvi ve kolay yenebilen atıştırmalıklar; terlik, kalın çorap ve telefonları şarj etmek için gerekli ekipman. Pasaportu ve bileti gece kontrolünde kolayca ulaşacağınız bir yerde tutmak da işi kolaylaştırıyor. Interrail’in hat bilgisine göre trende yemek servisi bulunmuyor.
2. Sofya pazarlarında peynir, bal ve Türk usulü hesap
Sabah Sofya Garı’na indiğimizde Balkan serinliği bizi karşıladı. Şehirde ilk adımları atarken tarih ve coğrafya sohbeti de başladı. Bir yandan otele doğru yürüdük, bir yandan küçük dükkânları ve yerel lezzetleri keşfettik. Sirene peyniri, tereyağı ve bal tezgâhları, şehir turunun en neşeli duraklarından oldu.
Murat Hoca ve Samet Hoca ile fiyatların önünde durunca hesap makinesi hemen açıldı: “Hocam, bu peynir kaç leva? 6,5 leva… Çarp 20’yle! 130 lira! Bedava mı, pahalı mı?” Bu, gezide yaptığımız o günkü zihinsel hesaptı; bugünün döviz kuru veya ürün fiyatı olarak kullanılmamalı.
Bal tezgâhında ise memleket özlemi kendini gösterdi. Satıcı bize Girit’in portakal çiçeği balını anlatırken bizim ekip kestane balı soruyordu: “Abla, biz Karadenizliyiz; bize kestane balı lazım!” Bir pazar gezisini unutulmaz yapan yalnızca alınan ürünler değil, böyle kısa sohbetler de oluyor.
Merkez Kapalı Pazar — Tsentralni Hali çevresi ile Kadınlar Pazarı bölgesi şehir hayatını görmek için rotamızın parçalarıydı. Bugün gezecekler için bir güncelleme: Merkez Kapalı Pazar’ın resmî sitesi binanın 23 Mayıs 2024’te yenilenmiş hâliyle açıldığını belirtiyor. Eski pazar anlatımlarındaki tezgâh düzenini aynen bulmayı beklemek yerine güncel alışveriş ve kültür alanlarını değerlendirin.
3. Opera binasından Aleksandr Nevski’nin altın kubbelerine
Dükkân sohbetlerinden sonra Sofya Opera ve Bale Binası çevresine, ardından şehrin simgesi Aleksandr Nevski Katedrali’ne yöneldik. Altın kubbeleri uzaktan gördüğünüzde neden bu kadar çok fotoğrafa konu olduğunu anlıyorsunuz. İçerideki loş ışık, ikonalar ve büyük hacim, dışarıdaki hareketli şehirle birlikte etkileyici bir ziyaret oluşturdu.
Sofya’nın resmî turizm tanıtımına göre katedralin inşaatı 1904’te başlayıp 1912’de tamamlandı. Bizim içinse tarihler kadar akılda kalan, dört arkadaşın kubbelerin önünde durup aynı manzaraya farklı yorumlar yapmasıydı. Yakındaki Ayasofya Kilisesi çevresini de yürüyüşümüze kattık.
Sofya’nın merkezinde yürürken Osmanlı mirası, Ortodoks ibadet yapıları ve yakın geçmişin idari binaları aynı şehir anlatısının içinde karşınıza çıkıyor. Bir köşeyi dönmek, bazen başka bir döneme geçmek gibi.
4. Antika tezgâhlarında küçük bir zaman yolculuğu
Katedral çevresindeki açık hava antika ve sanat tezgâhları, gezinin ikinci bölümünün en eğlenceli duraklarından biriydi. Eski madalyalar, Lenin büstleri, Sovyet dönemini çağrıştıran rozetler, dürbünler ve kurmalı saatler arasında dolaştık. Her eşya yeni bir muhabbet açıyor, fiyat konuşması başka bir şakaya bağlanıyordu.
Saatlerin üzerinde Putin ve Erdoğan fotoğraflarını yan yana görmek de ekibin kahkaha molalarından biri oldu. Bu tezgâhları bir açık hava müzesi gibi gezmek keyifli; ancak bir nesnenin yaşı veya özgünlüğü hakkında yalnızca görünüşünden kesin hüküm vermemek gerekiyor. Bizim anlatımız, gördüklerimiz ve yaşadığımız pazarlık sohbetleri üzerine.
5. Banya Bashi Camii, mineral sular ve Serdika
Sonraki duraklarımızdan biri Banya Bashi, yani Banyabaşı Camii oldu. Kadı Seyfullah Efendi Camii adıyla da bilinen yapı, merkezde Osmanlı döneminden kalan en anlamlı izlerden biri. Bulgaristan’ın resmî turizm portalı yapıyı Mimar Sinan’a atfediyor ve 1566–1567 dönemine tarihlendiriyor.
Caminin çevresindeki tarihi mineral hamamı ve su kaynakları, şehrin başka bir yüzünü gösteriyor. Antik Serdika kalıntıları ile Sofya Sinagogu çevresini de görmek, birbirine yakın bu durakları yürüyerek birleştirmemizi sağladı. Ziyaret sırasında ibadet edenlere alan bırakarak ve mekânın düzenine uyarak dolaştık.
İkinci videoda Rus Ortodoks Kilisesi, eski cami binasında bulunan Ulusal Arkeoloji Müzesi çevresi ve idari merkez de rotamızda yer alıyor. Öğle molasını ise Halab Al-Shahba Helal Kasap ve Izgara’da verdik. Kısa bir yemek molası, uzun yürüyüşün ikinci yarısı için iyi geldi.
6. Vitosha Bulvarı ve meşhur gül kremi avı
Şehir Mahkemesi önünden Vitosha Bulvarı’na uzandığımızda geziye yeni bir görev eklendi: annelere ve eşlere sipariş edilen gül ürünlerini bulmak! DM, Lilly ve hediyelik dükkânlarında gül suyu ile gül kremi bakarken çantaların dönüşte daha dolu olacağı belli oldu.
Bayram Hoca’nın “Aga, ben daha tur atarım; yürüyün!” ısrarı sürse de ayaklarımız başka bir şey söylüyordu. Kahve ve sıcak bir çörek molası, alışverişten sonra hepimize iyi geldi. Günün ilerleyen saatlerinde yağmurun ardından İvan Vazov Ulusal Tiyatrosu’nun ışıklarını görmek de Sofya hatıralarımıza eklendi.
Gidişimiz trenleydi; benim dönüş tercihim ise Sofya Merkez Otobüs Terminali’nden İstanbul’a otobüs oldu. Yolculuğu planlayanlar için güzel tarafı da bu: gidiş ve dönüşü kendi zamanınıza göre farklı ulaşım seçenekleriyle kurabilirsiniz.
İki günlük Sofya rotamız
| Bölüm | Duraklar | Geziden aklımızda kalan |
|---|---|---|
| Gece yolculuğu | Halkalı → sınır geçişi → Sofya Garı | Kompartıman sohbeti ve “zigon sehpa” şakası |
| İlk gün | Yerel dükkânlar, peynir ve bal tezgâhları, Opera Binası, Aleksandr Nevski çevresi | Fiyat hesapları, yerel lezzetler ve altın kubbeler |
| İkinci bölüm | Antika pazarı, Rus Kilisesi, Serdika, Banya Bashi ve Sinagog çevresi | Aynı yürüyüşte farklı dönemlere ait izler |
| Alışveriş ve kapanış | Vitosha Bulvarı, gül ürünleri, İvan Vazov Tiyatrosu, dönüş hazırlığı | Hediyelikler, yağmur sonrası şehir ve kahve molası |
Sofya’ya gideceklere kısa notlar
- Para birimi: Güncel para birimi eurodur. Hikâyedeki leva hesabı geçmiş gezinin anısıdır; güncel fiyat hesabını euro ve güncel TL kuru üzerinden yapın.
- Nakit ve kart: Pazar ve küçük tezgâhlarda ödeme yöntemini önceden sorun; yanınızda bir miktar euro nakit bulundurmak işinizi kolaylaştırabilir.
- Tren: Vagon türünü, yatak/kuşet rezervasyonunu ve toplam bilet bedelini birlikte kontrol edin. Sınır işlemlerine kolay ulaşmak için belgeleri hazır tutun.
- Yürüyüş: Merkezdeki pek çok durağı yürüyerek birleştirebilirsiniz. Rahat ayakkabı, su ve hava durumuna göre yağmurluk alın.
- Hediyelik: Gül ürünlerinde içeriği ve ambalajı karşılaştırın; arkadaşlarla alışverişe çıkmak bazen gezinin kendisi kadar eğlenceli oluyor.
Sofya maceramızı videolarda izleyin
Kompartıman muhabbetlerini, pazar sohbetlerini ve şehrin gerçek görüntülerini iki uzun bölümde izleyebilirsiniz.
1. bölüm: Halkalı’dan tren yolculuğu, yerel dükkânlar ve Aleksandr Nevski Katedrali.
2. bölüm: Antika tezgâhları, tarihi merkez, Vitosha Bulvarı ve dönüş macerası.
Shorts: Halkalı’dan Sofya’ya tren yolculuğu · Başkentin tarih dolu sokakları.
Sizin tercihiniz hangisi olurdu: gece treniyle yolculuk mu, Sofya sokaklarında uzun bir yürüyüş mü? Deneyiminizi yorumlarda paylaşın. Başka bir şehir hikâyesi için Bükreş’te 12 bin adımlık aile gezimize de göz atabilirsiniz.
Kaynaklar
- EnGinizce — Sofya 1. bölüm ve Sofya 2. bölüm (gezi anlatısı).
- BDZ — Sofya–Halkalı hattı ve rezervasyon bilgileri.
- Interrail — Sofya–İstanbul gece treni.
- Visit Sofia — Aleksandr Nevski Katedrali.
- Visit Bulgaria — Banya Bashi Camii.
- Merkez Kapalı Pazar — resmî tanıtım.
- AB Konseyi — Bulgaristan’ın euroya geçişi.
Görseller: EnGinizce.










Dört öğretmeniDört öğretmenin kompartımanı öğretmenler odasına çevirmesi ve zigon sehpa esprisi çok eğlenceli olmuş. Bulgaristan’ın euroya geçtiği bilgisini güncel tutmanız da büyük artı; yataklı tren bileti nasıl alınır kısmını biraz daha açarsanız harika olur.n kompartımanı öğretmenler odasına çevirmesi ve zigon sehpa esprisi çok eğlenceli olmuş. Bulgaristan’ın euroya geçtiği bilgisini güncel tutmanız da büyük artı; yataklı tren bileti nasıl alınır kısmını biraz daha açarsanız harika olur.