Romanya Gezisi: Transilvanya'nın Masalsı Şatoları ve Şehirleri | Peleş, Bran (Drakula) & Braşov

Romanya Gezisi: Transilvanya’nın Masalsı Şatoları ve Şehirleri | Peleş, Bran (Drakula) & Braşov

Bu yazı videonun ham ve ilk halini anlatıyor. Burada izleyeceğiniz video, Transilvanya yolculuğumuzun kesilmemiş, kısaltılmamış ilk versiyonu. Yaklaşık bir saat boyunca Peleş’in salonlarında, Bran’ın dar merdivenlerinde ve Braşov’un sokaklarında kamerayı neredeyse hiç kapatmadan sizi de yanımızda gezdiriyoruz. Rehberimizin anlattıkları, aramızdaki sohbetler, yolda yaşadığımız küçük anlar, hepsi bu videoda. Daha kısa ve kurgulanmış hali isteyenler için videoyu sonradan yeniden düzenleyip ikiye böldük: Peleş Sarayı’nın İçinde: Sinaia’da Ailece Bir Romanya Masalı ve Bran’dan Braşov’a: Drakula Efsanesinin Peşinde Ailece Transilvanya. Kısa versiyon özet veriyor. Bu versiyonda ise yolculuğun tamamı var.

Türkiye’den Karpatların Ötesine

Romanya bize hem çok yakın hem de çok uzak bir ülke. Bir saat biraz geçen bir uçuşla varıyorsunuz. Ama indiğinizde kendinizi bambaşka bir masalın içinde buluyorsunuz. Bir yanda Latin kökenli bir dil, bir yanda Ortodoks kiliselerinin kubbeleri. Biraz Osmanlı izi, biraz Avusturya-Macaristan şıklığı. Şehrin bir köşesinde de komünist dönemden kalma, hâlâ soğuk duran beton bloklar.

Mart 2025’te Fatma, Uras, Eymen ve ben valizlerimizi hazırlayıp bu masala doğru yola çıktık. Rotamız Bükreş’le başlayıp Transilvanya’ya uzanacak, oradan da Budapeşte’ye devam edecekti. Bu yazıda yolculuğun en masalsı bölümünü anlatıyorum: Karpat Dağları’nın arasındaki şatolar ve şehirler.

Otopeni’ye İniş: Romanya’ya Merhaba

Maceramız Bükreş Henri Coandă (Otopeni) Havalimanı’na inişimizle başladı. Uçaktan iner inmez insanın aklında aynı soru oluyor: Burası nasıl bir yer olacak?

İlk günü şehre yerleşmeye, nefes almaya ve ertesi günün hazırlığına ayırdık. Ertesi sabah erkenden yola çıkacaktık. Çünkü Transilvanya’yı bir günde görmek kolay değil ve tek başına planlamak da öyle. Peleş, Bran ve Braşov aynı rotada ama arada dağ yolları ve kilometreler var. Biz de en mantıklısını yaptık ve rehberli bir günübirlik tura katıldık.

Gezgin notu: Bükreş’ten Transilvanya’ya tek günde gidip gelecekseniz rehberli tur gerçekten işinizi kolaylaştırıyor. Ulaşımı, kale girişlerinin sırasını ve zamanlamayı başkası düşünüyor. Siz de sadece manzaraya bakıyorsunuz.

Rehberimiz Stefanie ile Prahova Vadisi’nden Yukarı

İkinci günün sabahı rehberimiz Stefanie ile tanıştık. Bükreş’in düz ovası arkamızda kaldıkça yol yavaş yavaş yükselmeye başladı. Bükreş’ten kuzeye çıkan yol Prahova Vadisi’ne giriyor ve iki yanınızda Karpatlar yükseliyor. Ovadan dağa geçiş öyle belirgin ki pencereden bakınca ülke değiştirmişsiniz gibi geliyor. Ovada geride kalan sade köyler, yerlerini çam ormanlarına, dik yamaçlara ve sivri çatılı evlere bırakıyor.

Yol boyunca Stefanie bize Romanya’yı anlattı. Eflak, Boğdan ve Transilvanya’nın aynı hikâyenin farklı sayfaları olduğunu, krallığın nasıl kurulduğunu ve bu dağların yüzyıllar boyunca nasıl bir sınır olduğunu dinledik. Bir Türk ailesi olarak bu hikâyelerin içinde kendi tarihimizden de çok şey bulduk. Osmanlı, bu toprakların hikâyesinde hiç eksik olmuyor.

Sinaia ve Peleş Kalesi: Karpatların Mücevheri

İlk durağımız Sinaia‘ydı. Bucegi Dağları’nın eteğindeki bu şirin kasabaya “Karpatların İncisi” deniyor. Hak ediyor da. Kasabanın üst tarafında, ormanın içinde bir masal şatosu duruyor: Peleş Kalesi.

Peleş’i ilk gördüğünüz an hiç unutulmuyor. Sivri kuleleri, ahşap işlemeli cepheleri ve Alman tarzı yarı ahşap duvarlarıyla bir Disney filminden çıkmış gibi duruyor. Ama bu bir film dekoru değil. Romanya’nın ilk kralı I. Carol, ülkesine yaz sarayı olarak bu yapıyı yaptırmış. İnşaat 1873’te başlamış, saray 1883’te açılmış ve eklemeler yıllarca sürmüş. Peleş, kendi elektriğini üreten ilk saraylardan biri olarak da biliniyor. Bu da 19. yüzyıl için az şey değil.

İçeri girince kamera ne yapacağını şaşırıyor. Ceviz ağacından oyulmuş tavanlar, vitray pencereler, kristal avizeler, silah koleksiyonları, ahşap merdivenler… Her salon başka bir ülkenin, başka bir dönemin tarzında döşenmiş. Bir odadan çıkıp ötekine girdiğinizde Floransa’dan Endülüs’e geçmiş gibi oluyorsunuz.

Kraliçe Elisabeta’nın Otoportresi

Peleş’in en duygulu köşelerinden biri Kraliçe Elisabeta’nın otoportresiydi. Elisabeta sıradan bir kraliçe değil. Carmen Sylva takma adıyla şiirler ve hikâyeler yazan bir edebiyatçı, aynı zamanda bir ressam. Bir kraliçenin kendi kendini resmetmesi insanı düşündürüyor. Taçla değil, fırçayla hatırlanmak istemiş bir kadın.

Rehberimiz anlatırken tablonun önünde uzun süre durduk. Saraylarda insan genelde altına ve süse bakıyor. Ama bu tablo o süslerin arkasındaki insanı gösteriyordu.

Türk Esintili Oda: Karpatların Ortasında Bir Parça Memleket

Bizim için Peleş’in en sürpriz yeri Türk Salonu oldu. Karpatların ortasındaki bir Alman tarzı sarayda, karşımıza Osmanlı esintili bir oda çıktı. Duvarlarda Doğu desenleri, yerlerde halılar, köşelerde bakır işler vardı. Bir an kendimizi İstanbul’da eski bir konağın misafir odasında sandık.

Bu odanın önünde ailece biraz daha oyalandık. Memleketten yüzlerce kilometre uzakta bu kadar tanıdık bir havayla karşılaşmak insanı gülümsetiyor. Komşu olunca kültürler de birbirine karışıyor. Bir kral sarayının bir odasını bu tarza ayırmışsa, bu tarzın o dönemde ne kadar beğenildiği de anlaşılıyor.

Gezgin notu: Peleş’in iç mekânını gezmek dışını görmekten çok farklı. Mutlaka içeri girin. Ziyaret saatleri ve kapalı günler değişebiliyor, gitmeden Peleş Ulusal Müzesi’nin resmî sitesine bakın.

Bran’a Doğru: Eflak’tan Transilvanya’ya Geçerken

Peleş’ten ayrılıp dağ yollarından Bran’a doğru ilerledik. Bu yol tarihî bir sınırdan geçiyor. Bran Geçidi yüzyıllarca Eflak ile Transilvanya arasındaki ana kapılardan biri olmuş. Kervanlar buradan geçmiş, buradan vergi ödemiş. Bran Kalesi de zaten bu geçidi korumak ve gümrük noktası olarak kullanılmak için 14. yüzyılın sonunda Braşovlu Saksonlar tarafından yapılmış.

Bran’a yaklaştıkça hava değişti. Soğuk iyice kendini hissettirdi. Kalenin etrafındaki tezgâhlar, hediyelik eşyacılar ve Drakula maskeleri daha kapıya varmadan ne kadar meşhur bir yere geldiğimizi gösteriyordu.

Drakula Efsanesi: Gerçek mi, Kurgu mu?

Bran’ı herkes “Drakula’nın Şatosu” olarak biliyor. Ama burada hikâyeyi ikiye ayırmak gerekiyor.

Kont Drakula kurgusal bir karakter. İrlandalı yazar Bram Stoker onu 1897’de yazdığı romanda yarattı. Romanın ilham aldığı isim ise gerçek bir tarihî kişi: Eflak Voyvodası III. Vlad. Babası, Ejder Tarikatı’na (Order of the Dragon) katıldığı için “Dracul” diye anılıyormuş. “Drăculea” da “Dracul’un oğlu” demek.

Vlad’ın hikâyesi bizim tarihimizle de iç içe. Gençliğinde kardeşi Radu ile birlikte Osmanlı sarayında rehine olarak yaşadığı biliniyor. Sonra Osmanlı’ya karşı savaştı ve düşmanlarını kazığa oturtmasıyla ün saldı. Bizim tarih kitaplarında Kazıklı Voyvoda diye geçen isim işte bu.

Peki Vlad Bran Kalesi’nde yaşadı mı? Tarihçiler buna kesin bir şekilde “evet” demiyor. Kale, romandaki ıssız, dağ başındaki şato tarifine çok benzediği için zamanla Drakula’yla özdeşleşmiş. Bu, gezinin büyüsünü bozmuyor, tam tersine merakı artırıyor. Bir yapı nasıl olur da dünyanın en ünlü vampiriyle özdeşleşir? Bran’ı gezerken bu soruyu hep aklımızda tuttuk.

Kraliçe Maria ve Bran’ın Asıl Hikâyesi

Bran’ın asıl ruhunu veren kişi bir vampir değil, bir kraliçe: Romanya Kraliçesi Maria.

İngiltere Kraliçesi Victoria’nın torunu olan Maria, Romanya halkının çok sevdiği bir kraliçe. 1920’de Braşov şehri kaleyi ona hediye etmiş. Maria da bu soğuk sınır kalesini sıcak bir yaz evine çevirmiş. Odaları yenilemiş, pencerelere ışık, duvarlara halılar ve ahşap mobilyalar getirmiş. Bugün kalede gördüğünüz samimi, ev gibi havanın büyük bir kısmı onun eseri.

Bir yanda kanlı bir efsane, öbür yanda çiçekleri ve şiiri seven bir kraliçe. Bran’ı bu yüzden çok sevdim. Aynı duvarlar iki çok farklı hikâye anlatıyor.

Bran Kalesi’nin İçi: Dar Merdivenler, Gizli Geçitler

Videonun en uzun bölümü burası ve ham versiyonu izlemenizi en çok bu bölüm için istiyorum. Kurgulu videoda birkaç dakikaya indirdiğimiz Bran gezisini burada neredeyse oda oda izleyebilirsiniz.

Kaleye girince yürüyüşün ritmi değişiyor. Merdivenler daralıyor, tavanlar alçalıyor, koridorlar kıvrılıyor. Bir odadan çıkıp ötekine geçerken önünüzdeki ziyaretçinin temposuna uymak zorunda kalıyorsunuz. Kamera bazen kalabalığın arkasında kalıyor, bazen de bir pencereden Karpatlar’a açılıyor.

Ailece gezerken burada ayrı bir düzen gerekiyor. Hem çevreye bakmak hem de birbirinizi kaybetmemek istiyorsunuz. Geniş açı peşindeki bir baba kameramanla dar bir ortaçağ koridoru pek anlaşamıyor. Ama bu yavaşlık iyi geliyor. Taş bir duvarın dokusu, ahşap bir kapının işlemesi, eski bir sobanın çinileri, hızlı geçseniz fark etmeyeceğiniz her şey birden görünür oluyor.

Avluya çıktığınızda ise ferahlıyorsunuz. Yukarıda gökyüzü, etrafta beyaz duvarlar ve kırmızı kiremitler var. Kalenin bir yandan ne kadar sert, bir yandan ne kadar zarif olduğunu en iyi burada anlıyorsunuz.

Gezgin notu: Bran’da kalabalık bir günde dar geçitler yavaş ilerliyor. Programınızı sıkıştırmayın. Soğuk havada gidiyorsanız kat kat giyinin, çünkü bir dışarı bir içeri gireceksiniz. Güncel bilgiler için Bran Kalesi’nin resmî sitesine bakın.

Braşov: Kalelerin Ardından Şehrin Nefesi

Günün son durağı Braşov‘du. Almanca adıyla Kronstadt, yüzyıllarca Sakson tüccarların şehri olmuş. Taş koridorların ardından açık bir şehir meydanına çıkmak gezinin havasını hemen değiştirdi.

Şehrin kalbi Konsey Meydanı (Piața Sfatului). Ortada eski belediye binası Casa Sfatului duruyor, etrafını pastel renkli cepheler çevreliyor. Başınızı kaldırınca Tâmpa Tepesi’ndeki dev BRAŞOV yazısını görüyorsunuz. Hollywood yazısının Karpatlar’daki kuzeni gibi.

Meydanda biraz durup kamerayı sağa sola çevirmek yerine önce genel görüntüyü, sonra bir cepheyi, sonra da insanları izledim. Bir şehri tanımak bazen tüm yapılarını saymakla değil, o meydanda birkaç dakika durabilmekle başlıyor.

Kara Kilise: Yangından Kalan İsim, İçinde Anadolu Halıları

Braşov’un simgesi Kara Kilise (Biserica Neagră). Gotik tarzdaki bu dev kilise, adını 1689’daki büyük yangından alıyor. Yangın şehri sarınca duvarları isle kararmış ve o günden beri “Kara Kilise” diye anılıyor.

Ama bir Türk gezgin için bu kilisenin asıl sürprizi içinde. Kara Kilise, Türkiye dışındaki en büyük Anadolu halısı koleksiyonlarından birine sahip. Yüzyıllar önce bu yollardan geçen Sakson tüccarlar Osmanlı topraklarından halılar getirmiş ve kiliseye bağışlamışlar. Gotik kemerlerin altında Anadolu desenleri görmek çok güzel bir duygu.

Bu yüzden günün başındaki Peleş’teki Türk Salonu ile günün sonundaki Kara Kilise’nin halıları bana aynı hikâyeyi anlattı: Bu dağların arasında biz hiç yabancı değilmişiz.

Dönüş: Bükreş’e Doğru, Yorgun ve Mutlu

Hava kararırken minibüse bindik ve Bükreş’e doğru yola çıktık. Bir günde üç farklı dünya görmüştük. Peleş’te ihtişam ve ayrıntı, Bran’da merak ve dar geçitler, Braşov’da sokak ve meydan. Hiçbiri bir öncekinin kopyası değildi.

Birkaç gün sonra Ramazan Bayramı’nı Bükreş’te karşılayacaktık. O günü Romanya’nın Kalbi Bükreş yazımızda anlattım. Ama Transilvanya’da geçen o gün, bu yolculuğun en masalsı sayfası olarak kaldı.

Gezgin Notları: Bükreş’ten Transilvanya’ya Bir Gün

  • Rehberli tur düşünün. Peleş, Bran ve Braşov’u bir günde görmek için en rahat yol bu. Ulaşımı ve zamanlamayı dert etmiyorsunuz.
  • Erken kalkın. Gün uzun, yol uzun. Sabah erken çıkan turlar kalelere kalabalık artmadan varıyor.
  • Peleş’in içine mutlaka girin. Dışı güzel ama asıl hazine içeride. Türk Salonu’nu kaçırmayın.
  • Bran’da sabırlı olun. Dar merdivenlerde kalabalıkla ilerleyeceksiniz.
  • Kat kat giyinin. Mart ayında Karpatlarda hava soğuk ve değişken.
  • Kara Kilise’nin halılarına bakın. Bir Türk gezgin için kilisenin en anlamlı köşesi orası.
  • Güncel bilgileri resmî sitelerden kontrol edin. Bilet fiyatları, saatler ve kapalı günler değişebiliyor.

Siz olsanız hangisinde daha çok vakit geçirirdiniz: Peleş’in salonlarında mı, Bran’ın koridorlarında mı, Braşov’un meydanında mı? Yorumlarda bekliyorum.

Videoyu beğendiyseniz BEĞEN butonuna basmayı, Romanya’ya gitmek isteyen dostlarınızla PAYLAŞMAYI ve yeni maceraları kaçırmamak için kanala ABONE OLMAYI unutmayın. İyi seyirler!

Video Bölümleri:

  • 00:06 – Romanya’ya Varış
  • 03:16 – Peleş Kalesi Turu
  • 05:54 – Kraliçe Elisabeta’nın Otoportresi
  • 13:44 – Türk Esintili Oda
  • 17:49 – Bran Kalesi’ne Geçiş
  • 21:41 – Drakula Efsanesi
  • 24:18 – Kraliçe Maria’nın Bran Kalesi’ne Etkisi
  • 27:50 – Bran Kalesi’nin İçi
  • 50:03 – Braşov Şehir Turu
  • 52:40 – Kara Kilise Ziyareti

İlgili Makaleler

Edam’da Ailece Bir Gün: Peynir Pazarı, Pembe Bisiklet ve Masalsı Kanallar

Edam’da ailece kanal yürüyüşü, çiçekli pembe bisiklet ve tarihi peynir pazarı: EnGinizce Gezi’den samimi bir Hollanda yol hikâyesi ve video.

Viyana’nın Kültür Rotası: Müze Salonlarından Sokak Müziğine Bir Gün

Viyana’da müze salonlarından meydanlardaki sokak müziğine ailece kültür gezimiz. Gerçek fotoğraflar, video ve gezi notları.

One thought on “Romanya Gezisi: Transilvanya’nın Masalsı Şatoları ve Şehirleri | Peleş, Bran (Drakula) & Braşov”

Bir yanıt yazın

Göze Çarpan Makaleler

Edam’da Ailece Bir Gün: Peynir Pazarı, Pembe Bisiklet ve Masalsı Kanallar

Edam’da Ailece Bir Gün: Peynir Pazarı, Pembe Bisiklet ve Masalsı Kanallar

Hollanda’da Ailece Keşif: Lahey, Delft, Scheveningen ve Roermond

Hollanda’da Ailece Keşif: Lahey, Delft, Scheveningen ve Roermond

Viyana’nın Kültür Rotası: Müze Salonlarından Sokak Müziğine Bir Gün

Viyana’nın Kültür Rotası: Müze Salonlarından Sokak Müziğine Bir Gün

Viyana’yı Ailece Yürümek: Hofburg Avlularından Belvedere’de Son Akşama

Viyana’yı Ailece Yürümek: Hofburg Avlularından Belvedere’de Son Akşama

Viyana’da Ne Yedik? Dev Şnitzel Masasından Ferhat Döner Kuyruğuna

Viyana’da Ne Yedik? Dev Şnitzel Masasından Ferhat Döner Kuyruğuna

Öğretmen Bütçesiyle Viyana: Bir Elma Molasından Saray Meydanlarına

Öğretmen Bütçesiyle Viyana: Bir Elma Molasından Saray Meydanlarına

Zwolle’den Utrecht’e: Ailece Hollanda’nın Sakin Sokakları ve İki Katlı Kanalları

Zwolle’den Utrecht’e: Ailece Hollanda’nın Sakin Sokakları ve İki Katlı Kanalları

Prag’da Vltava’dan Kaleye: Karl Köprüsü ve Aziz Vitus Rotası

Prag’da Vltava’dan Kaleye: Karl Köprüsü ve Aziz Vitus Rotası

Prag’da Gündüzden Geceye: Ailece Sokak Sokak Şehir Keşfi

Prag’da Gündüzden Geceye: Ailece Sokak Sokak Şehir Keşfi