Bazı yolculuklar, daha istasyona varamadan hikâyesini belli eder. Lille’e gideceğimiz sabah da öyle oldu. Gent’te evden aceleyle çıktık; hedefimiz erken trene yetişmekti. Yürürken yetişemeyeceğimize karar verdik. Günün ilk planı değişmişti ama Fransa’ya geçme fikrinden vazgeçmedik.
21 Ocak 2026 tarihli albümümüzün başlangıcında yapraksız ağaçlar ve sıra sıra bisikletler var. Bunlar Lille’in değil, Gent’te istasyona gidişimizin görüntüleri. Fotoğraflara bakınca yolculuğun soğuğu da hatırlanıyor. Kamerayı ağaçlara mı yoksa bisikletlere mi çevireceğimi bilemediğimi söylüyorum; daha şehre varmadan görecek şey bulmuşuz.
Trende Lille’i konuşmak
Bir sonraki uygun trenle yola çıkınca acele yerini meraka bıraktı. Videoda yolculuğun yaklaşık bir buçuk saat süreceğini anlatıyoruz. Lille’i önceden ayrıntılı planlamamışız; yol boyunca araştırmaya, telefonları şarj etmeye ve şehirde nereye yürüyebileceğimizi konuşmaya zaman var.
Lille adı o sırada bana önce Burak Yılmaz’ı hatırlatıyor. Bir şehrin insanın zihninde bazen tek bir futbolcuyla yer etmesi de seyahatin eğlenceli tarafı. Henüz sokaklarını görmediğimiz kente, bildiğimiz küçük bir ayrıntı üzerinden bağ kuruyoruz. Bir süre sonra tren yolculuğu bitiyor; artık haritada baktığımız yerin içindeyiz.
Küçük görsellere tıklayarak veya dokunarak aynı sayfada büyütebilirsiniz.


İstasyondan şehrin içine
Lille’de istasyon çevresindeki meydana çıktığımızda karşılıklı cepheler ve taş döşeme dikkatimizi çekiyor. Albümdeki video karesinde sarı bir heykel, çevresinden geçen insanlar ve arka planda yan yana sıralanmış binalar var. Şehrin ilk görüntüsü sakin bir kartpostal değil; kendi gündelik hareketini sürdüren bir meydan.
Yönümüzü bulurken aramızdaki kısa konuşmalar da devam ediyor. Hangi taraftan yürüyeceğiz, mikrofon açık mı, gördüğümüz yapı ne? Her ayrıntıyı önceden bilmenin rahatlığı yok; buna karşılık birlikte keşfetmenin merakı var. Lille’i o gün biraz da birbirimize soru sorarak geziyoruz.
Saint-Maurice’te başımızı kaldırıyoruz
Saint-Maurice Kilisesi’ne girdiğimizde sokaktaki yürüyüş yavaşlıyor. İçeride dua eden insanlar var. Sütunlar yükseliyor, tavanın kaburgaları birbiriyle birleşiyor, kırmızı halı boyunca vitraylara doğru bakıyoruz. Fotoğrafların bir kısmını geniş tutmuşuz; bazılarını ise yalnızca yukarıdaki taş işçiliğini göstermek için çekmişiz.
Bir geziyi hatırlarken her zaman büyük olaylara ihtiyaç olmuyor. Buradaki görüntülerde, birkaç dakika aynı yerde durup etrafı incelemiş olmamız da günü anlatıyor. Saint-Maurice bir kilise; ilk anda konuşurken yaptığımız adlandırmaları bir kenara bırakıp fotoğrafları doğru yapının adıyla saklıyoruz.
Vitrinler, kameralar ve meydanlar
Dışarı çıkınca sokak yeniden hareketleniyor. Asya yemeklerinin bulunduğu vitrinlere bakarken acıktığımızı konuşuyoruz. Ardından FNAC’ta plak çalarlar, müzik setleri, fotoğraf makineleri ve objektifler arasında dolaşıyoruz. Gezide görüntü toplamaya meraklı biri için kamera raflarının önünden hemen ayrılmak kolay değil.
Yürüyüşümüz çan kulesi, opera binası ve Eski Borsa çevresine uzanıyor. Daha sonra turizm ofisinin bulunduğu geniş alanda durup yapıya bakıyoruz. O an adını çıkaramadığımız bu turizm ofisi, Palais Rihour’da yer alıyor. Sonradan adını öğrenmek, o günkü merakı fotoğraflarla yeniden birleştiriyor.


Bir dilim pizza, bir müze, dönüş yolu
Günün devamında margarita pizza molası veriyoruz. Sonra Palais des Beaux-Arts’ta seramiklere, büyük tablolara, rölyeflere ve küçük heykellere bakıyoruz. Müze içinde çocuklara ders anlatıldığını fark ettiğimiz sahne özellikle aklımızda kalıyor. Sanat, o anda yalnızca sergilenen bir nesne olmaktan çıkıp etrafında konuşulan bir şeye dönüşüyor.
Çıkışta Lille’in merkezinde yaklaşık dört, dört buçuk saat geçirdiğimizi söylüyoruz. Bu süre bütün şehri tükettiğimiz anlamına gelmiyor; bizim o günkü kısa yürüyüşümüzün ölçüsü. İstasyona yönelirken çocukların alışveriş isteği, bizim kahve ve kruvasan düşüncemiz de konuşmalara karışıyor.
Gent’e dönüş treninde ise yorgunluk kendini gösteriyor. Günün sonunda yine futbol sohbetine dönüyoruz; Beşiktaş da elbette masada. Sabah yetişemediğimiz trenle başlayan yolculuk, akşam anlatacak yeni bir şehirle bitiyor. Lille artık yalnızca bir futbol takımının adı değil; ailece yürüdüğümüz sokakları olan bir hatıra.
Yolculuğu videoda izleyin
Müze, pizza molası ve dönüş yolculuğu için Lille gezimizin ikinci bölümünü de izleyebilirsiniz.
Palais Rihour bilgisi: Lille Turizm Ofisi — Lille en 1 jour.
Gezi tarihi: 21 Ocak 2026. Anlatım, EnGinizce’nin Lille yolculuğu videoları ve paylaşılan albümüne dayanır. Gent’te çekilen başlangıç fotoğrafları ile Lille görüntüleri altyazılarında ayrı ayrı belirtilmiştir. Video kareleri de kendi açıklamalarında işaretlidir. Görseller: EnGinizce.










Albüme Gent’teki istasyon yolundan başlamanız yolculuğun ritmini çok iyi aktarıyor. Lille’de gezdiğiniz durakların kısa bir listesi sona eklenirse hikâye pratik bir rotaya da dönüşür.